23 Kasım 2009 Pazartesi
çalışmak yasaklanmalı
yok başka bir diyeceğim. hayatımızın en güzel saatleri, günleri, yılları çalışmak ile geçiyor ve hala alternatifini bulamamış olmam yeterince rahatsız edici. günde 14 saat çalıştıktan sonra eve gelip yalnızca uyumayı düşlemek, hayata mecali kalmamak yanlış. bu işte bir sakatlık var. yasaklanmalı tüm bunların hepsi...
1 Kasım 2009 Pazar
sabahları sevmem
Yoğun çalışıyorum. Sabahın erken saatinde, yorucu-yoğun-stresli güne başlıyorum ve pek çokları gibi rutinim gevrek/poğaça çay ile kahvaltı yaparken e-mail okumak. Bu konuda yalnız olmadığımı da biliyorum.
Kahvaltıları pek sevmem, midem altüst olur sabahları, ama kahvaltısız da yapamam, en azından iki dilim ekmek gerekli. Sıkıldım yıllardır aynı şekilde güne başlamaktan, güne başlamamayı tercih ederim ama yapamam, beceremedim hala çalışmadan yaşamayı.
Kaç zamandır planladığımı geçen sabah gerçekleştirdim; biraz erken kalktım, termosa sıcak su koydum, yoldan gevrek-peynir aldım ve çayla deniz kenarına indim. Balık tutanların, sabah koşusu yapanların bakışları arasında bankın birisine kurulup denize karşı kahvaltımı yaptım.
Deniz durgun, gemiler falan aynı gariplikte.
Ben bu kaffaltıyı yaptıktan sonra arabaya atladığım zaman ayırdına vardım ki bu fikir pek de iyi değilmiş. Vücudumun her noktası yabancılık hissiyle dolup taştı, işe vardığımda tavan yaptı. Güne ve hatta hayata iyi başlamak için yaptığım bu tarihi olay, daha da kötü hissetmemi sağlayarak bir kere daha kenarda tuttuğum istifa mektubuma uygun başlık aramamı sağladı.
Etiketler:
deniz,
eternal sunshine of spotless mind,
poğaça,
sabah
Kaydol:
Yorumlar (Atom)