15 Aralık 2009 Salı

ters giden bir şeyler var

bazı günler vardır, hiç bir şey düzgün gitmiyordur. işte yapmanız gerekenleri bir türlü bitiremezsiniz, istediğiniz e-mail gelmez, ilgili kişi aramaz ya da müdürünüz hiç çalışmadığınız yerden soru sorar. çalışma hayatının kendine ait stressini arttırabilecek her türlü koşul vardır zaten.
tüm bunların üstüne eve gelip hızlıca bir duş ve yemek ile yatağınıza girmek istersiniz ama heyhat, gün iyi gitmiyordur ya, eve girdiğinizde elektriğinizi kesik bulabilirsiniz, sular akmıyordur, tüp bitmiştir. skerim böyle bir günü diye direkt yatağa sokulursunuz ve ayağınızı kapıya çarparsınız. bu dünyaya çok mu fazlasınızdır? her şey mi ters gider? ve fakat neden her günün sonunda ben böyle hissederim?

23 Kasım 2009 Pazartesi

çalışmak yasaklanmalı

yok başka bir diyeceğim. hayatımızın en güzel saatleri, günleri, yılları çalışmak ile geçiyor ve hala alternatifini bulamamış olmam yeterince rahatsız edici. günde 14 saat çalıştıktan sonra eve gelip yalnızca uyumayı düşlemek, hayata mecali kalmamak yanlış. bu işte bir sakatlık var. yasaklanmalı tüm bunların hepsi...

1 Kasım 2009 Pazar

sabahları sevmem

Yoğun çalışıyorum. Sabahın erken saatinde, yorucu-yoğun-stresli güne başlıyorum ve pek çokları gibi rutinim gevrek/poğaça çay ile kahvaltı yaparken e-mail okumak. Bu konuda yalnız olmadığımı da biliyorum.
Kahvaltıları pek sevmem, midem altüst olur sabahları, ama kahvaltısız da yapamam, en azından iki dilim ekmek gerekli. Sıkıldım yıllardır aynı şekilde güne başlamaktan, güne başlamamayı tercih ederim ama yapamam, beceremedim hala çalışmadan yaşamayı.
Kaç zamandır planladığımı geçen sabah gerçekleştirdim; biraz erken kalktım, termosa sıcak su koydum, yoldan gevrek-peynir aldım ve çayla deniz kenarına indim. Balık tutanların, sabah koşusu yapanların bakışları arasında bankın birisine kurulup denize karşı kahvaltımı yaptım.
Deniz durgun, gemiler falan aynı gariplikte.
Ben bu kaffaltıyı yaptıktan sonra arabaya atladığım zaman ayırdına vardım ki bu fikir pek de iyi değilmiş. Vücudumun her noktası yabancılık hissiyle dolup taştı, işe vardığımda tavan yaptı. Güne ve hatta hayata iyi başlamak için yaptığım bu tarihi olay, daha da kötü hissetmemi sağlayarak bir kere daha kenarda tuttuğum istifa mektubuma uygun başlık aramamı sağladı.

10 Ekim 2009 Cumartesi

hastalık

aylar öncesinde açtığım bloğu ancak hasta olunca hatırlamam ayrı bir eşeklik.
geçen sene hiç hasta olmadım diye sevinirken bu sene iki hafta içinde bir soğuk algınlığı bir de grip olmam, neden hastalıktan nefret ettiğimi tekrar hatırlattı.
hastalığın her türlü hali beni psikolojik olarak çökertiyor, hastalık halinden nefret ediyorum.
tamam kimse hasta olmak istemez ama ben hastalandığımı hissettiğim an kendimden tiskinmeye başlıyorum. hele hastalığın en ileri dönemlerinde gördüğüm karabasanlar iyice çekilmez oluyor;
hayatımdan yaptığımdan tüm
hatalarla tek tek yüzleştiğimi hissediyorum. rüyalarımda devirdiğim çamlar, yaptığım gaflar karşıma çıkıyor, ilkokuldaki kötü anılarımı bile hatırlıyorum. sonrası bir seri katilin doğuşu.
bu yüzdendir ki tüm hastalıklarımı tek başına atlatmaya çalışıyorum, evde her zaman hazırda bulunan sedergine, c vitaminleri, umca, tylolhot.... en yakın dostlarım.
nefret ederim hastalıktan, umarsızca...

3 Ocak 2009 Cumartesi

bism...

bir iki ufak deneme yapmıştım, olacak gibi. ne olacaksa artık.
boşuna uğraşmamalı, doğru cevaplar yok bende, doğru sorulardan bol bol olmasına rağmen. doğru nedir ki zaten? herkesin doğrusu kendine.
bism... diyoruz, başlıyoruz.